Gece susar, evren karanlığından sızar ışık
tan konuşur yaprak susar, kıpırtısız
yangınlar kasırgalar dibinden
bir gün orman konuşur
su susar bataklıkta
baharda sel sel ve dağda
çağlayan çağlayan konuşur
halk susar
ozan konuşur
Tahsin Saraç
Son yıllarda Atatürk’e sövmek moda oldu. Alaturka dinsel gericisinden Kürtçüsüne, Kürtçüsünden Marksizm kaçağı alafranga sağcıya, yeni liberallere kadar uzanan geniş bir yelpazede hemen herkes Atatürk’e sövüp sayıyordu.
(...) Bugün ‘Kemalizm’ adına bir umacı yaratılıyor, ve tam bir ‘McCarthy’ bağnazlığı ve çılgınlığı ile Kemalist sayılan kişilere saldırılıyor. ... Bir Atatürkçü, din duygularının ve dince kutsal kavramların siyasal ve ticari amaçlarla kullanılmasına karşıdır.
(29 aralık 1992)
Göz kırptım
bir yıldız düştü
Bir daha kırptım
Düşmedi.
Yıldızlarla alay ettim
Uğur Mumcu
Her şeye Atatürk gücüyle ve onuncu yıl umuduyla başlayacağız, başlamalıyız. Her türlü baskıya rağmen mücadele yürüyecek ve gerçekleri söylemekten korkmayacağız.
"Ezilen uluslar bir gün ezen ulusları yok edeceklerdir" diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü, yeniden ezilen ulusların, Asya ve Afrika halklarının bayrağı yapmak, biz Atatürkçülerin, biz devrimcilerin namus borçlarıdır.
Bütün dünya bilsin ki benim için tek yanlılık vardır. Cumhuriyet yanlılığı, düşünsel ve sosyal devrim yanlılığı... Atatürk'ün bütün dünyaya duyurduğu bu ilerici ve devrimci düşünceleri ne yazık ki, ülkeyi Atatürk'ten sonra yöneten, yönettiğini sanan politikacılar eliyle hançerlendi ve Atatürk, gerçek nitelikleri ile değil, beylik anma törenlerinin donmuş kalıpları olarak tanıtılmak ve benzetilmek istendi.
Tarih, geçmişin dedikodusu değildir!..
(29 Nisan 1966 Yön Dergisi)
1981 yılında başörtüsü tartışması alevlendiğinde;
Eğer İslami kurallara tam olarak uyulacaksa, yalnızca ipek eşarplarla başlar örtülmesin, yüzler de örtülsün; kadınlar baştan ayağa kadar kumaşlara sarılsınlar! Yok, bu yapılmayacak bunun yerine ‘sıkma başlarla’ bir çeşit ‘siyasal gösteri’ yoluna başvurulacak! (...) Öyleyse nedir bu ikiyüzlülük?
(Cumhuriyet, 25 Aralık 1981)
Türkiye’de son zamanlarda uluslar arası sermayeden güç alarak oluşan ve devlet katkısıyla gelişen güç odakları kimlerdir? Bu güç odaklarından biri İslamcı sermayedir. Son yıllardaki gülsuyu ile yıkanmış güç odakları, ‘siyaset-tarikat-ticaret’ üçgeninde gelişti. (...) Türkiye’de 12 eylülün getirdiği arabesk liberalizm budur; liberalizmin arabeskinde siyaset, ticareti etkiliyor, tarikatlar da ticareti ve siyaseti yönlendiriyor. (...) Kutsal din duyguları, ticari amaçlar için kullanılıyor; yeşil dolarlar petrol ve zemzem kuyularına batırılıp batırılıp çıkarılıyor. Dolar yeşili bu din sömürüsü ile Kabe yeşiline karışıyor! ‘Allah adın zikredelim evvela...’ Sonra gelsin paralar! Sonra da Kemalizm, Atatürkçülük ve laik cumhuriyet düşmanlığı!
(Cumhuriyet, 6 Ağustos 1992)
Cumhuriyetin temelini elsiz ayaksız yeşil yılanlar kemiriyor... Uyan Gazi Kemal uyan! Devletin devlete, insanın insana kulluğunu yok etmek için uyan, uyan Gazi Kemal! İnsanlara can güvenliği sağlayamamış bir düzene hukuk devleti denilemez. Devrimcilerin faili meçhul bir cinayete kurban gittiği bir düzene demokrasi denilemez. Yolsuzlukların devlet yetkililerini sardığı bir düzene anayasa düzeni denilemez. Bu katiller demokrasisidir. Bu, hırsızlar düzenidir!
Egemen sınıflar, kendi düzenlerine demokratik düzen demekte ve bu düzene karşı çıkan tüm devrimcileri ''demokrasi düşmanlığı'' ile suçlamaktadır. Devrimcileri kamuoyu önünde yıpratabilmek için devletin bütün olanakları kullanılmıştır. Bu yol sonuç vermeyince, devrimcileri bölüp aralarında metafizik tartışmalar çıkartarak uzlaşmaz bir çatışma yolu denendi. Bir yanda da devrimci hedefler ve kavramlar yozlaştırılmaya başlandı.
Amacımız Türk halkına insanca yaşama olanağı sağlamak ve bağımsız Türkiye’yi kurmaktır. Kardeşimiz, damadımız, oğlumuz, halkın sırtından milyonlar kazanmadı ki korkalım!
Mustafa Kemal İzmir’de emperyalizmi denize döktüğü gün, İstanbul hükümetinin idam fermanını boynunda taşıyordu. Bugün de Mustafa Kemalcilerin Damat Feritlerden ne korkuları olabilir?.. Devrimciler ölür, devrimler sürer. Hodri meydan!
(29 Aralık 1970 – Kirli Eller)